Yazılar

Özgürlüklerin sınırında İdris Şahin kafası!

18/11/2011 – Hasan Cemal

… Ama İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin kopmuş gidiyor. Geçen akşam da TBMM Genel Kurulu’nda KCK konusunda aklına geleni söylemiş:
“Büşra Ersanlı Profesör Hanımefendi’nin ’80 öncesi gençlik yıllarına bir yolculuk yapmanızı tavsiye ederim değerli arkadaşlar. Hangi suçtan, hangi komünizan faaliyetten mahkûm olduğunu, cezaevinde yattığını, akrabalarının kim olduğunu, eniştesinin bu ülkede bir başka faaliyetten tutuklu olduğunu, bir başka sevdanın yolcusu olduğunu araştırırsanız görürsünüz. İsim vermek istemiyorum.”
Gerçekten akıl alır gibi değil.
Demokrasi kültürüydü, hukuk kültürüydü, tarih nosyonuydu, etikti, hangi pencereden bakarsanız bakın böylesine bir seviyeye rastlamak kolay değil.
Gerçekten ürkütücü.
Çok fazla yorumlamak, tepki vermek içimden gelmiyor. Belki İçişleri Bakanı’nın sözlerini çok fazla yorumlamak da gereksiz.
Ama merak ediyorum.
Başbakan Erdoğan acaba yeni kabinesinde İdris Naim Şahin’e hangi kriterlere göre yer verdi ya da kendisinde ne gibi bir cevher buldu?
Yoksa, bu ülkede özgürlüklerin sınırı en iyi ‘İdris Naim Şahin kafası’yla mı çizilir diye düşündü Sayın Başbakan?..
Bilemiyorum.
Ama gerçekten çok yazık…

Avrupa Konseyi’nden Prof. Ersanlı için kaygı mesajı

16/11/2011 – Sedat Ergin

“EVET konuyu biliyorum, yakından izliyorum ve kaygılıyım…”

Avrupa Konseyi’nin Norveçli Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, Prof. Büşra Ersanlı ve yayımcı Ragıp Zarakolu’nun KCK soruşturması çerçevesindeki tutuklamaları ile ilgili sorumuza bu yanıtla başladıktan sonra ekledi:
“Bunun ötesinde başka bir yorumda bulunmam doğru olmaz. Ama galiba bu konu da ifade özgürlüğü ile şiddetin birbirinden ayrı tutulması gerektiği konusundaki tartışmanın alanına giriyor.”
Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye Kararları, Sorunlar ve Çözümler” başlıklı konferansa katılmak üzere geldiği Ankara’da Jagland ile önceki akşam yaptığımız sohbetin önemli bir başlığı, Prof. Ersanlı ve Zarakolu’nun tutuklanmalarıyla da gündemdeki yerini koruyan Terörle Mücadele Yasası oldu. Jagland’a göre de Türkiye ile AİHM arasındaki en önemli sorunlu alanlardan biri bu yasadan kaynaklanıyor. …

Emrin olur Sayın Başbakan!

15/11/2011 – Hasan Cemal

…ama KCK konusunda görüşlerini gözden geçirmesi gereken ben değil sizsiniz; Kürt sorunu, PKK ve KCK ile ilgili sizin yanlışlarınızı eleştirmek, şiddet ve terörden yana olmak değildir Sayın Başbakan…

Bir ‘terörist’ yuvası olarak Terörle Mücadele Kanunu!

14/11/2011 – Doğan Akın

Yaklaşık iki yıldır süren KCK (Kürdistan Topluluklar Birliği) operasyonlarında bazı isimlere yönelik suçlama ve tutuklamalar, Türkiye'deki geleneksel “anayasa fetişizminin” perdelediği yasal düzeydeki sorunları bir kez daha önümüze getirdi. Aslında KCK operasyonlarında tartışılan isimlerle sınırlı olmayan sorun, protesto hakkını kullanan üniversite öğrencilerinin, hidroelektrik santralleri protesto eden çevrecilerin ve bazı gazetecilerin “terör örgütü üyeliği” ile suçlanmalarına kadar uzanan geniş bir alanı kapsıyor…

Kürt cinini şişeye tıkmak

13711/2011 – Kadri Gürsel

“Kürt açılımı”, kısa süren ömründe Türkiye’de değişime hizmet etmiştir. AKP iktidarı tarafından kendi bencil siyasi menfaatinin aracı olarak, amaç dışı kullanılırken de Türkiye’nin değişmesine vesile olmuştur…

Vicdanımızın kör noktaları

12/11/2011 – Ayşe Böhürler

Nedense bugünlerde Kemal Tahir’in “Kurt Kanunu” kitabının final sahnesi gözümün önünden gitmiyor.

Romanın kahramanı Emin; takip altındaki arkadaşının çaldığı kapıyı açıp açmamakta tereddüt eder, silah seslerini duyar ve büyük bir vicdan muhasebesinin ardından pişmanlıkla kapıyı ardına kadar açıp “Emin’i arayan arkadaş, ben buradayım” diye avazı çıktığı kadar bağırır.

Kemal Tahir’in Kurt Kanunu; 1926’lı yıllarda İzmir suikastı çerçevesinde yaşananların ama özünde Cumhuriyet’in hikâyesidir.

Ne yazık ki Cumhuriyet insan avına neden olan yaklaşımlarını bugün de devam ettiriyor.

Gün gelecek tanıdıklarımıza, dostlarımıza kapıyı açamayacak duruma biz de mi geleceğiz sorusu beynimi kemiriyor…

Bir bakan doğuyor

12/11/2011 – Ece Temelkuran

BEN düşünmedim, bir dostum söyledi. Aynen aktarıyorum: “Yeni Yıldırım Akbulut!”

Bu, yeni İçişleri Bakanımız İdris Naim Şahin için yapılan ve bence hayli isabetli olan bir tespit. Biliyorsunuz, İçişleri Bakanı’mız daha görevinin ilk döneminde Büşra Ersanlı’nın tutuklanmasının yarattığı tepkiye karşılık şöyle dedi: “Türkiye’de binlerce profesör var. Türkiye’deki bütün profesörler tutuklansa (bu tepkiyi) anlarım. Sadece bir tanesi tutuklandı.”

Yeşil Türkçü faşist darbe

12/11/2011 – Hüseyin Ali

AKP hükümetinin 1990’lı yıllara dönüp dönmediği tartışılıyor. KCK tutuklamalarıyla demokratik siyasetin ortadan kaldırıldığı söyleniyor. İşte bu ortamda Ragıp Zarakolu ve Büşra Ersanlı’nın tutuklanmasıyla birlikte bir kısım liberalin eleştirileri hükümetin tepkisiyle karşılaştı. Doğrudan Başbakan, KCK tutuklamalarını eleştirenlere “ayağınızı denk alın” dedi. Bu eleştirilere devam ederseniz sizi defterden sileriz, denildi.

AKP kaybedecek demokrasi kazanacaktır

11/11/2011 – Mustafa Karasu

Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu tutuklandı. Bu tutuklamalar başlı başına AKP’nin KCK adı altında gerçekleştirdiği siyasi soykırım operasyonlarının ne olduğunu ortaya koymaktadır.

KCK olarak tutukladıkları, Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı çıkmayan insanlardır. BDP’ye her gün PKK’ye karşı çıkacaksın diyorlar. BDP’yi de özel savaşlarının bir parçası haline getirmeye çalışıyorlar. BDP bunu yapmayınca belediye başkanları, il başkanları, yöneticileri ve belediye meclis üyelerini tutukluyorlar. Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu da PKK’ye hükümet gibi bakmadıkları için tutuklanmışlardır. AKP hükümetine göre PKK’ye karşı çıkmadıkları için teröre hizmet etmiş oluyorlar. Dolayısıyla PKK’ye karşı çıkmamak Türkiye’de suç haline gelmiştir.

Büşra Ersanlı Barışın Parçası

10/11/2011 – Yıldız Ramazanoğlu

Büşra Ersanlı’yı Marmara Üniversitesi Siyaset bilimi hocası olarak biliyorduk ama tanışmamız işgallere karşı çıkmak için yola çıktığımız bir Doğu Konferansı gezisinde oldu. İnsanı tanımada birlikte yola çıkmanın önemini hepimiz biliriz. Bu seyahatlerin ortak ruhu olan kardeşlik ve adalet duygularını içinde parlak bir şekilde taşıyan bir yolcuydu. İlişkilerinde eşitlikçi doğal ve mütevazı.
Sonra sayısız karşılaşmalar yaşadık, ortak platformlarda barış adalet ve eşitlik için mücadele alanlarında bir araya geldik. Birbirimize tanık olduk. Türkiye’nin barışı için kendini adeta vakfetmiş ender kişilerden biri olarak görüyorum Büşra hocayı.