Yazılar

Bülbülün dili başı belası

25/05/2012 Haber7 – Hasan Öztürk

“Uludere… odun… kalas… marangoz… rende… hızar ve talaş!” Bazı insanları hiç konuşturmayacaksın aslında… Sadece geride durup işlerine baksınlar.

KCK meselesi ve özellikle Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakoğlu’nun gözaltı meselesi gündemdeyken Bakan Şahin’in enteresan sözleri üzerine bir eleştiriydi Ali Bayramoğlu’nun ki…

O tartışmaya, Hasan Cemal de katılmış ve Bakan Şahin’in gaflarını sıraladığı bir yazı yazmıştı:

“Büşra Ersanlı tutuklanınca:
‘Otuz bin profesör var, bini tutuklansa haydi neyse, ama bir kişi için koparılan kıyamet de ne?’
Van’da deprem çadırlarını gezerken:
‘Saray gibi çadırlar, keşke biz de buraya mı gelsek?..’
Kürt sorunu:
‘Kürt sorunu, Kürt sorunu deniyor. Ben o tarafları iyi bilirim, gezdim dolaştım ben göremedim ne olduğunu…” (28 Aralık 2011 Milliyet)

Tank mı tabanca mı?

25/05/2012

Prof. Dr. Büşra Ersanlı 200 gündür tutukevinde!
Özgün akademik çalışmalarını ve yasal siyasal faaliyetlerini, yasadışı bir eylemlilik ve şiddetle ilişkilendirmek suretiyle Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın akademik ve politik kimliğini itibarsızlaştırmaya çalışan ve hukuk adına hukukdışılığı meşrulaştıran siyaset kültürünü ifşa etmek üzere, Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın 200 gündür tutukevinde bulunduğunu hatırlatıyoruz.
Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın, geniş bir yelpazeye yayılan akademik yetkinliğini, en temel vatandaşlık hakkı olan siyasal katılım hakkını kullanarak, Türkiye siyasetinin can yakıcı sorunlarından olan Kürt meselesinin çözümüne katkıda bulunmak üzere vakfetmesinin şiddetle ilişkilendirilmesi ve hukuken cezalandırılmasına yönelik bu girişim, akademik ve siyasal özgürlüklere yönelik tehditlerin en vahimidir.
Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın maruz kaldığı haksızlığın en kısa sürede sona ermesi, akademik ve siyasal özgürlükler için verdiğimiz mücadelenin en önemli hedefi olmaya devam edecektir.
GITTürkiye (Türkiye’de Araştırma ve Öğretim Özgürlüğü Uluslararası Çalışma Grubu) 20 Mayıs 2012.

Başlıksız yazı…

24/05/2012 Sol Portal – Nurettin Abacıoğlu

Mademki bu kez bir başlık koymadım; işe en orta yerinden dalabilirim!

Sosyalistlerin Meclisi

Sayın …..

Ülkemiz, siyasi iktidarların yargı süreçlerini baskı altına almalarına ve kendilerine yontmalarına çok kereler sahne olmuştur. Ancak AKP döneminde bu süreçlerin kazandıkları karakter, sıkıyönetim dönemleri hariç, görülmemiş bir pervasızlık örneğidir ve hukukun, insanlığın tarihsel kazanımları sayabileceğimiz bir dizi ilkesinin alenen reddine kadar varılmıştır.

Sosyalistlerin Meclisi olarak, içinde bulunduğumuz dönemde süre giden tüm siyasi soruşturma ve davaları, zarar görenin kim veya hangi düşünce veya akımın taraftarı olduğuna bakmaksızın gayrimeşru ilan ediyoruz.

Sosyalistlerin Meclisi üyeleri, Türkiye’nin geçmiş dönemlerinde şekillenen ilerici kazanımları korumak için mücadele eden, düşüncesini özgürce ifade etmek isteyen, çeşitli halk kesimlerinin daha özgür bir ortamda adalet içinde yaşamalarını özleyen ve bu yöndeki mücadeleleri nedeniyle tam bir keyfilikle hapishanede tutulan tüm insanlarımıza sahip çıkmaktadır.

18 Mart 2012 Cumartesi günü Ankara’da yaptığımız toplantıda paylaştığımız bu düşüncelerimizi, emekten yana olan bir toplumsal yaşamı arzuladığına inandığımız tüm dostlarımızı temsilen, sizlere bir mektup aracılığıyla iletmeyi kararlaştırdık. Size en samimi dayanışma duygularımızı sunuyoruz.

Sosyalistlerin Meclisi

Dağıtım: Büşra Ersanlı, Doğu Perinçek, Hatip Dicle, Mustafa Balbay, Müge Tuzcuoğlu, Soner Yalçın, Ragıp Zarakolu, Tuncay Özkan” …

Bizi de mi tutuklayacaktınız?

23/05/2012 TimeTürk – Ali Bayramoğlu

Kürt siyasi hareketine temas eden her aktörü, her faaliyeti, her düşünceyi baskı altında tutan bu politikalar, ülkenin temel sorunlarından birisi olmayı sürdürmektedir

Bu gerçek çıplak…

Ancak sert siyasi koşullar, çatışmalar, cenazeler bazen bu gerçeğin algılamasına engel oluyor. Ve bu durumda farkındalık, simgeler, simge hadise ya da isimler üzerinden gerçekleşebiliyor.

Durum sadece sıradan vatandaş için değil, en tepedeki siyasi sorumlu açısından da böyle olabiliyor.
Meşru, yasal ve mecliste temsil edilen bir siyasi partinin akademisinde ders verdikleri için yargılanan Büşra Ersanlı’nın, Ragıp Zarakolu’nun durumu buna bir örnek…

Uludere: 145 gün, 10 soru, 0 cevap

22/05/2012 Radikal Gazetesi – Koray Çalışkan

Ersanlı: 204 gün, çok iddia, 0 kanıt
GIT Türkiye yani Türkiye’de Araştırma ve Öğretim Özgürlüğü Uluslararası Çalışma Grubu, Büşra Ersanlı hakkında bir bildiri yayımladı. Dile kolay, Büşra Hoca bugün itibariyle 204 gündür tutuklu. Tutukluluğu soruşturmaya hiçbir şey katmıyor. Yani aslında bir akademisyen, siyasi duruşu nedeniyle cezalandırılıyor. GIT Türkiye bildiriyor:
Prof. Dr. Büşra Ersanlı 200 gündür tutukevinde!
Özgün akademik çalışmalarını ve yasal siyasal faaliyetlerini, yasadışı bir eylemlilik ve şiddetle ilişkilendirmek suretiyle Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın akademik ve politik kimliğini itibarsızlaştırmaya çalışan ve hukuk adına hukuk dışılığı meşrulaştıran siyaset kültürünü ifşa etmek üzere, Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın 200 gündür tutukevinde bulunduğunu hatırlatıyoruz.
Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın, geniş bir yelpazeye yayılan akademik yetkinliğini, en temel vatandaşlık hakkı olan siyasal katılım hakkını kullanarak Türkiye siyasetinin can yakıcı sorunlarından olan Kürt meselesinin çözümüne katkıda bulunmak üzere vakfetmesinin şiddetle ilişkilendirilmesi ve hukuken cezalandırılmasına yönelik bu girişim, akademik ve siyasal özgürlüklere yönelik tehditlerin en vahimidir.
Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın maruz kaldığı haksızlığın en kısa sürede sona ermesi, akademik ve siyasal özgürlükler için verdiğimiz mücadelenin en önemli hedefi olmaya devam edecektir.
GIT Türkiye

Demokrasi atakları Kürt hareketinin lokomotifine bağlandı

21/05/2012 Radikal Gazetesi – Ezgi Başaran

Diğer yazarlardan ‘Dersim hikâyeleri’ isteyip bir küratör gibi birbirine ekleyen Murathan Mungan “Türkiye’nin bilinçdışı artık halının altına gizli gerçekleri kaldıramıyor” diyor. Mungan, Türkiye için söylediği “Neresinden tutayım” sözünü ise bir kitapla açmaya hazırlanıyor.

Kürt siyasi hareketiyle ilgili bilinciniz bugün neye dönüştü? Örneğin KCK tutuklamalarından sonra BDP Siyaset Akademisi’nde ders verme zorunluluğunu niye hissettiniz?
Asıl sorun başkalarının niye hissetmediği olmalı bence. Ragıp Zarakolu, Büşra Ersanlı olayı benim için bir eşikti. Nitekim aynı nedenle gidip TÜYAP Kitap Fuarı’nda Ragıp Zarakolu’nun yerine nöbet tuttum. ınsanların hapishanelerde neler çektiğine bakılırsa, benim yaptığım ne ki? Bugün toplumsal mutabakatı sağlamada benim için önemli iki ölçü var: ılki, ortak değerler, ilkelerdir. Bazı şeylerin ‘bana göre’si, ‘sana göre’si, ‘o durumda’sı, ‘şu durumda’sı yoktur. ıkincisi de; bireysel ahlak ve özgürlük anlayışının tanınmasıdır. Günümüzde her şey satılık ve her şey aşağıya çekiliyor: Ahlak, adalet, vicdan, ilke. Bireysel ahlakı olmayanların siyasi ya da dini inancının gözümde bir değeri yoktur. Bildiğiniz gibi Türkiye’de aşağı çekilmeyen tek şey seçim barajı. Sistemi baraj kapakları ile hapishane duvarları ayakta tutuyor. …

Büşra’nın 200 Günü Bitti; Kaç Gün Kaldı?

20/05/2012 Bianet – Melek Ulugay

Büşra Ersanlı öğrencilerine ders vermek, makalelerini yazmak, sempozyumlara bildiri sunmak yerine çamaşır ipi geriyor. Büşra çamaşır ipi germekten yüksünmez. Çok germişliği vardır.

Bugün Prof. Büşra Ersanlı hapiste 200. gününü doldurdu. Bir yılı tamamlaması için geriye 160 gün kaldı.
Türkiye’deki binlerce profesörden biri 200 gün hapiste kalmışsa ne olmuş? Binlerce insanın hapiste olması gibi bu da normal bir durum.
Ülkemizde insanlar doğar, büyür ve hapse girerler. Son zamanlarda büyümeden de giriyorlar. Hapise girmeyenler ise hapishane kapılarında sevdiklerini ve yakınlarını görebilmek için her türlü zahmete katlanırlar…

“Türkiye mi çok demokratikleşti, yoksa ben mi özgürleştim?..”

10/05/2012 Milliyet Gazetesi

KCK tutuklusu Prof. Büşra Ersanlı hapiste altı ayını doldurdu. Türk aydını ve otosansürle ilgili olarak bana yazdığı mektubunda, “Özerkliğin demokratik olanı ile olmayanını merak edip araştırmaya başladım. Ve tüm ilgili kavramlarıyla birlikte gözaltına alındım” diyor.

…..

Sana bir Pazar günü yazdım.
Kahvaltıda domates, yeşil biber, peynir ve zeytin vardı.
Şimdi koğuş arkadaşlarım voleybol oynuyor. Kurutulmuş çay taneleri ve sebzelerden elde edilen yapraklar boş peynir kutularında, haftaya çiçekleniriz.
Sevgi ve selamlar,
Büşra Ersanlı,
Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu.

Asker Şvayk Olağan ve Olağanüstü

27/04/2012 Bianet – Büşra Ersanlı

Yozlaşmanın zirve noktaya varışı aslında bildik cephe çarpışmaları ve sahnelerine “gerçek” kahramanlıklara (!) varamıyor. Çünkü Şvayk karakteri başlı başına insani kaçış. Düşman ile dostu hep karıştıran ve karıştırmaktan insaniyet çıkaran Şvayk bu.

Mizah sivri muhalefet yaratabiliyor kuvvetli ise… Yaklaşık 700 sayfa olan bu iki ciltlik roman tam bir kara mizah ve çok başarılı bir savaş aleyhtarı manifesto gibi…
İnsan çok dinlediği (Celal’den) bir romanı zor okuyor. Sadece çok dinlemiş olmak da değil sebep. Konu savaş ve savaşa yatkınlık olunca zorunlu olarak “kadınsız” olan bu kitabı hızla okumak kolay olmadı.
Ancak çevirisi, deyimleriyle, argosuyla, açıklayıcı dipnotlarıyla mükemmel. Sanki Türkçe yazılmış. İsimler ve askeri papaz ayinleri dışında insan kendini ülkede sanıyor.

İsveçli Parlamenterlerin ‘İleri Demokrasi’ Şaşkınlığı

Masanın çevresinde üç konuk, üç ziyaretçi… Üç İsveç milletvekili: Desiree Pethrus Hıristiyan Demokrat Parti’den. Yıllarca partisinin kadın kolları başkanlığını yapmış, halen AB ilişkilerinde sözcü ve etkin rol oynamakta… Amineh Kakabaveh İsveç Sol Parti’den. Kökeni İranlı Kürt. Sol Parti’den milletvekili seçilmeden önce de kendini insan haklarına adamış bir eylemci… Jan Lindholm İsveç’in Yeşiller Partisi’nden…

Geliş nedenleri, demokrasimizle ilgili bilgi edinmek, son zamanlarda dış basında yer alan tüm o eleştirel yazıların gerçek olup olmadığını anlamak.
15/04/2012 Cumhuriyet Gazetesi

Biri onlara artık “demokraside” değil, Başbakan’ın deyişiyle “ileri demokraside” yaşadığımızı hatırlatınca, neredeyse küçük dillerini yutacaklardı!